bazen insanlar en çok beni sevsin istiyorum..sonra bunu hep yapmaya başlıyorum. sonra da o hep sevenler bile bazen sevmeye başlıo beni. bazen de ben kimseyi sevmek istemiorm kimse olmasın istiorum o zaman da kendi kendime kalıorum. sora o kendi kendime kalıştan sıkılıp yine herkes en çok beni sevsin istiyorum. ozaman da herkes başkasını en çok sevmeye başlamış oluo. bu döngüden oldukça sıkıldım.
herkes kendisini en çok sevsin beni de hep sensin. evet. tanrım sanırım hiç kurtulamıcam bundan..
Friday, January 5, 2007
regular..
sıradan bi cuma akşamı.. ben yine evde o.c izleyip sıradan ama özel insan adam brody'e hayran kalırken sıradan olmayan bi hafta başlıo..bu aralar herşeyden pek fazla sıkılmış olan ben, ilginç olmayan bi şekilde hasta olmaya başlıorum. yaklaşık 6 senedir her önemli sınavdan, ödevden önce vücudum garip ya da planlı bi şekilde hastalık belirtileri göstermeye başlıo. hatta belki de bu yüzden mezun olamadım hala bilmiorum.. sonuçta ödevimin henüz dörtte birini hazırlamış(evet bugün biraz ödev yaptım da) ve nicel,çağdaş ve nitel sınavlarına hazırlanırken yine sabahtan beri boğaz ağrısıyla dolanıyorum. sonuç itibariyle kendimi yine dersten uzaklaştırıcak bişi bulmuş gibi görünüo olabilirim. hatta kesinlikle uzaklaştırdım ve pazartesi günü bundan pişman olucama eminim. yukardaki iki cümle arasında bile fikir değiştirdiğime inanamıyorum. evet bu kadar bugün eelenceli diilim galiba.
karlar düşer..
herşeyi ertelediğim gibi kütüphaneye gitmeyi de yarına erteliyorum. peki geçerli sebeplerim neler? kar yağıyo.. gece 11 e kadar bilkentte kalırsam eve dönemeyebilirim. peki beni olumsuz etkileyen ne? stress bitmio bugün de. sanırım gerçekten yogaya başlamam gerekicek bu ödevden sonra.
Thursday, January 4, 2007
fotoğraf..
bundan 5-6 sene önceydi. o zaman fotoğraf sevdasına tutulmuş piercing'li bir genç kızcağızdım. hacettepe üniversitesinin bodrumuna kurulmuş karanlık odada verilen fotoğraf dersine pek bir hevesle kayıt oldum. digital fotoğraflar henüz bu kadar yaygın deildi.. ve ben de arkadaşımdan aldığım bi nikonla heycanla derslere gitmeye başladım. derste bi süredir edebiyatın kantininde(!) gördüğüm kısa saçlı bi çocukla gözlüklü bi arkadaşının durmadan konuşup, fotoğraftan oldukça anlıyorum imajı çizdiklerini görünce kendilerine bi yanaşma durumum oldu.. bu yanaşmanın sonucu kaynaşmaya dooru gitti ve ben onlarla baya bi süre çok eelendim. şimdi bunu neden anlattım. çünkü o kısa saçlı çocuğa ona "yazıcağıma" söz verdim. ha bide bi sürü saçmalık yaşadıktan sora şimdi onla hala eğlenebilmenin beni mutlu ettiğini söylemek istedim.
p.s: bunu yazarken tenfold loadstar // sun and rain çalıodu.
p.s: bunu yazarken tenfold loadstar // sun and rain çalıodu.
kahvrengi saçlarımdan ben suçluyum..
evet yaklaşık iki hafta önce 24 senelik süper sarı saçlarımı boyatma gafletinde bulundum. bugün bu acımı da dışa vurup öyle uyuycam. senelerce herkesin özenerek baktığı benim ise sarışın olmaktan sıkılmama sebep olan o saçları değişiklik iidir dierek çikolata rengine boyattım. ve de yiyemediğim çikolatanın bana bi faydası olmadığını bu sayede acı bi şekilde öörendim. bundan yaklaşık 5 sene önce de kısacık kestirdiğim ve de yaptığım hatadan uzunca bi süre pişman olduğum, o sarı saçları bugün gerçekten özlediğimi farketiim. aynaya baktığımda bi başkasını görüo gibiyim. her defasında da sakin olup ya aslında yakıştı bee diorm.. bi yandan da "yaa naaptın sen?" dienlere gururla "değişiklik iidir!" cevabı veriorm. ama itiraf ediorm ki sarı saçlarımı çok özledim..
başladık..
evet. şimdi blog'umun amacını ve kullanımını belirliim hemen. ne de olsa ben kullanıcam oh canım ne isterse yaparım mantığı hakim olucak büyük ihtimalle. bi de sanırım en çok günlük bunalımlarımı birilerine (güniz/ilke/selen/orkun/burçin/vb.) kusmaktansa artık kendi kendimi sorgulama boyutuna geçebilicem bu sayede. tabi dur bi iki bişi de ben yaziim dememde bridget jones'u izlememin de etkisini belirtmek gerekir sanırım. bakalım seneye bu yazdıklarım için ne düşüncem şeklinde bi amacım da olabilir kullanırken. zira genelde bi sene önceki hatta bi ay önceki ve bazen de bi hafta önceki düşüncelerim ve hayatım hemen akabinde (evet akabinde) gayet değişebilio.
nese şu an hayatımdaki en önemli şey haftaya son finallerimin başlıycak olması. sadece 5 tane kaldılar ve umarım ki hepsinden geçicem. bundan önce hazırlamam gereken nitel ödevime de yarın saat 6 suları itibariyle bilkent kütüphanesinin manyak arşivi sayesinde başlıycağım düşünülürse çok bişi kalmadı. yapması düşünmesinden kolay olucak diye umuyorum.
madem kendimi de değerlendiricem bu sayede; bu gün "bant" almak için girdiğim dost'tan bi heycanla alıp çıktığım /amat-ihsan oktay anar/mahrem-elif şafak/"göstermenin sorumluluğu" 80 dünya yönetmeni-artun yeres/ isimli kitapları mümkünse bi ay içinde bitirirsem kocaman bi aferin! i hakedicemi düşünüorm. (evet bu cümle olmadı)
yazdım mı tam yazarım dierek bitiriim de ilk başlarda ne saçmalamışım diebiliiim ilerde.
Subscribe to:
Posts (Atom)
